|
AMİN |
|
Üç Amerikan askeri ıraklı bir amcanın bakkal dükkanına girerler.alış
veriş yaparken 'kahrolsun amerika'diye bir ses duyarlar.Etrafa
bakınırlar ve sesin bir papağandan geldiğini görürler.Bunun Üzerine
ıraklı bakkal amcaya 'bu papağanı buradan yok et yarın geldiğimizde
görürsek seni mahvederiz'derler.
Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar
çünkü papağan kuşunu çok sevmektedir.Derken aklına cami imamlarının
papağanı gelir.Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır
ve'Hocam eğer sakıncası yoksa papağanları değiştirelim'der.Hoca
kobul eder ve değişim gerçekleşir.
Ertesi gün işgalci amerikan askerleri gelir, papağanı görürler ve
kızarak
-biz sana bunu yok edeceksin demedikmi?deyince
Bakkal amca bu papağan o değil desede inandıramaz.Sivri zekalı
askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup olmadığını
der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:kahrosun amerika!!
ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
-Kahrolsun amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun amerika!
papağan dile gelir
-Amin evlatlarım
|
|
NERDEN BULURSA BULSUN |
|
ABD Başkanı, İngiltere Başbakanı ve Türkiye Başbakanı bir gün bir
toplantıda bir araya gelmişler.
Tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mı gazeteciler? Önce ABD
başkanına sormuşlar:
- ABD´de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para
veriyorsunuz?
Başkan cevap vermiş:
- Valla ben memura en az 2000 dolar veririm. 1000 doları ile
geçinirler. Geri kalan 1000 doları ne yaparlar, nerede harcarlar,
hiç sormam.
Gazeteciler aynı soruyu İngiltere başbakanına da sormuşlar. O da
cevap vermiş:
- Ben, memuruma ortalama 3000 sterlin veririm. Geçinmesi için 2000
sterlin yeterli. Artan 1000 sterlini ne yapar, nerede harcarlar,
sormam, beni hiç ilgilendirmez.
Her ikisinden bu cevapları alan gazeteciler, aynı soruyu bizim
başbakana da sormuşlar.
- Valla, demiş bizimki, Türkiye´de bir memurun geçinebilmesi için en
az 1 milyar lira lazım. Ama ben taş çatlasın 400 milyon lira
veriyorum. Geri kalan 600 milyonu nereden bulurlar, nasıl geçinirler
hiç sormam.
|
|
BUSH |
|
Amerika'da adamin biri işine giderken
birden anormal bir trafigi
içine düşer, ama trafik bir milimetre
bile kıpırdamamaktadır. Bir süre sonra
arabasının yan camına
birisinin tıkladıgını görür ve camını açar.
-Ne var, ne olmus acaba ??
-Teroristler Bush'u yakaladilar... Eger 1milyar dolar verilmezse,ustune
benzin dokup yakacaklarmis.>
-Haa simdi anladim bu trafigi...
-Ya iste onun icin, herkesten biraz yardim topluyoruz
-Insanlar ne kadar veriyor ortalama olarak
?
-Valla yaklasik olarak 5 'er litre...!!
|
|
M.AKİF ERSOY |
|
Eski Milletvekillerinden, dinine imanina yani müslümanliga cok bagli
olan birisi olan Mehmet Akif Ersoy'un kendisine meclis'de onu
sevmeyen bir millet vekili tarafindan su soru sorulur:
- Mehmet bey ya siz veteriner degilmiydiniz?
Bunun üzerine Mehmet Akif Bey cevabi yapistirir:
- Evet, bir yeriniz mi agiriyordu?
|
|
DOMUZ ETİ YEMEYİZ |
|
Şeyh Şamil esir düştüğünde,ruslar bu kahraman adama büyük bir saygı
göstermiş.Rus çarı kendisini yemeğe davet etmiş.Şeyh Şamil yemekte
aç gibi iştahla yemiş.
Bunu gören çar:
-Adama bak nerdeyse beni de yiyecek demiş.
Şeyh Şamil cevap vermiş:
-Biz müslümanız domuz eti yemeyiz.
|
|
HANGİ SUÇA HANGİ CEZA |
|
İşsizdi, parasızdı, kalacak yeri, yiyecek ekmeği, iki satır muhabbet
edebileceği bir arkadaşı da yoktu. Nerden geldiği bilinmez "Küçükistan
Ceza Kanunu" diye bir kitap geçmişti eline bir gün onu okuyarak
vakit geçiriyordu ki "Ülke başbakanına hakaret etmenin cezası altı
ay" kitabı ve gözlerini kapattı.
"Hem bütün hırsımı ondan alırım, hem bütün gazeteler, televizyonlar
benden söz eder meşhur olurum, hemde altı ay ekmek elden su gölden
yiyecek, yatacak derdim olmadan çiçek gibi kışı geçiririm." diye
düşündü.
Ertesi gün mitinge gitti, Küçükistan Başbakanı konuşurken milletin
arasından fırlayıp bütün gücüyle bağırmaya başladı.
- İnbe başbakan, inbe başbakan ! Güvenlik kuvvetleri hemen müdahale
edip yaka paça götürdüler. Ertesi gün mahkemeye çıktı, şahitler
dinlendi, savunması alındı. Hakim kararı açıkladı.
- Sanığın suçu sabit görüldüğünden yirmi sene altı ay hapsine karar
verilmiştir.
Birden gözleri karardı ayakta sendeledi, sonra kendini toparladı, ve
haykırdı :
- İtiraz ediyorum hakim bey, Küçükistan Ceza Kanunu'nun şu
maddesinin şu bendine göre başbakana hakaret sadece altı ay, bir
yanlışlık var bu işte !
Hakim acıyan gözlerle adama baktı ;
- Haklısın oğlum, başbakana hakaret altı ay fakat devlet sırrını
açığa vurmak yirmi sene.
|
|
BUSH'UN PULU |
|
Başkan Bush'un yeni talimatı:
- Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün
mektuplarında bu pullar kullanılacak.
Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
Başkan Bush küplere binmiş ve yetkilileri çağırıp sormuş;
- Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz
mi?
- Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
- Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun arka yüzüne değil de ön
yüzüne tükürmesi efendim..."
|
|
BAŞIM BELADA |
|
Siyasal gerginliğin dışında iki toplumun insanlarının arasındaki
sosyo-kültürel farklılığın da büyük boyutlara ulaştığı bir dönem de,
bir Türk gurbetçisinin evi:
Küçük oğlan, akşam üstü okuldan gelmiş Kapıdan girer girmez
- "Anne!"
diye seslenmiş,
- "ben Alman oldum!"
Annesi:
- "O nasil söz? Sakın bir daha tekrarlama"
- "Anne ben Alman oldum. Bugün sınıfta karar verdik. Ben Almanım
artık
Annesi:
-"sus bakayım"
diye tiz perdeden bağırırken, babası da içerden duyup koşmuş. Bir
tokat, bir tokat daha... Çocuk bir yandan yediği dayaktan korunmaya
çalışırken, bir yandan da konuşmasını sürdürüyormuş:
- "Şu dünyanın işine bakın! Alman oldum. Yarım saat sonra Türklerle
başım derde girdi!..."
|
|
BUSH'U YAKALADILAR |
|
Amerika'da adamın biri işine giderken birden anormal bir trafiğin
içine düşer, ama trafik bir milimetre bile kıpırdamamaktadır. Bir
süre sonra arabasının yan camına birisinin tıkladığını görür ve
camını açar.
- Ne var, ne olmuş acaba?
- Teröristler Bush'u yakaladılar... eğer 1 milyar dolar verilmezse
üstüne benzin döküp yakacaklarmış.
- Haa, şimdi anladım bu trafiği...
- Ya işte onun için herkesten biraz yardım topluyoruz.
- İnsanlar ne kadar veriyor ortalama olarak?
- Yaklaşık olarak 5'er litre...
|
|
TİCARİ ZEKA |
|
İş adamı traş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir.
Derken, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal bir çocuk
görürler. Berber, iş adamının kulağına fısıldar; "Bu çocuk var ya,
dünyanın en aptal çocuklarından biridir! Bak; dikkat et şimdi..."
Berber çocuğa seslenir: "Ali, buraya gel!". Bunun üzerine çocuk
sakince dükkana girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi
selamlar.
Berber işadamının kulağına sessizce, "bak şimdi" diye fısıldar ve
bir elinde bir milyon, diger elinde yirmimilyon'luk bir banknot
olduğu halde çocuğa sorar: "Hangisini istiyorsan alabilirsin?"
Çocuk dalgın dalgın bir bir milyona bir de yirmimilyona bakar ve
sonunda bir milyonluk banknotu hızlıca çekerek berberin elinden
alır.
Berber işadamına döner ve gülerek: "Gördün mü? Sana söylemiştim."
der.Traş bitince işadamı sokağa çıkar ve az ileride kendi kendine
oynayan Ali'yi görür. Yanına giderek, neden yirmimilyonluk değil de,
bir milyonluk banknotu aldığını sorar.
Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir:
"Hehehe... Eğer yirmimilyonluğu alırsam oyun biter.
|
|
AJAN |
|
Birgün MOSSAD,CIA VE MIT i bir ormana götürüler bu 3 istihbarat
örgütüne bu ormanda zürafa bulmalari istenir ilk zürafayi getiren
yarisi kazanacaktir.
Cok gec olmadan MOSSAD ve CIA zürafayi bulup getiriler fakat bizim
MIT den ses seda yoktur .Nihayet en sonunda görülür yanlarinda bir
Fil ile beraber tabi filin agzi burnu dagilmis kafa göz yarilmis ve
devamli su laflari sayiklayarak
- Abi valla ben zürafayım
|
|
ÜÇ DEVLET BAŞKANI |
|
Günün birinde a.b.d baskanı bush,pakıstan baskanı müşerref ve
hindistan baskanı bir toplantı için uçakla seyahat edıyorlarmıs.uçak
bilinmeyen bir nedenden dolayı düsecekmiş.kaptan pilot herkese
ucaktan atlamaları gerektıgını soyleyıp parasutlerini vermıs.herkes
atlamıs.bu üç baskan aynı yere inmişler.orada bir bağ evi varmıs.gidip
kapıyı calmıslar.ev sahıbıne olayı anlatmıslar.o da ev de benımle
beraber iki kişinin daha yeri var kalan bir kişi de ahırda yatabilir
demiş.müşerref -ben yatarım demiş.gitmiş ahıra bakmış bi domuz var
içerde.iki dakka sonra geri gelip,-arkadaslar islam dinine gore
domuz haram ben yatamam orda.demiş.hindistan baskanı gitmiş.o da iki
dakka sonra gelmiş,-ya ahırda inek var.bizim inançlarımıza gore inek
kutsal ben de yatamam.demiş.bush,-ne yapalım,demiş,-iş başa düştü
deyip ogitmiş ahırda yatmaya.iki dakka sonra:o da ne.inekle domuz
gelmişler ve demişler:-kusura bakmayın ama böyle bir .erefsizin
yanında nasıl yatarız
|
|
5 STERLİN |
|
- 2.Dünya savaşı esnasında İngiltere Başbakanı Churchill konuşma
yapmak üzere bir taksiye binerek radyoya gitmektedir.
Radyo'ya gelince taksiyi durduran Churchill :
- Beni 20-30 dakika bekle tekrar döneceğim.
Taksici :
- Malesef efendim. Ben Başbakanı dinlemek üzere eve gideceğim.
Taksicinin bu duyarlılığından dolayı memnun olan Churchill taksiciye
5 sterlin bahşiş verir.
Karanlıkta Churchill'i tanımayan Taksi şöförü:
- S*kerim Churchill'i, emrinizdeyim efendim.
|
|
BUSH VE ŞOFÖRÜ |
|
Bir gün Bush ve şoförü bir kır gezisine çıkmışlar. Bir çiftlikten
geçerken hızlı oldukları için tavuğa arkasından ördeğe ve onun
arkasından da ineğe çarpmışlar.
Bush bütün ihtişamıyla :
-"Dur ben gidip şimdi çiftlik sahibiyle konuşur onu bilgilendirip
geliyorum" der. Neyse bizim Bush gider ve hemen arkasından ağız
burun takas olmuş şekilde gelir. Ve şoförüne :
-"Kaç, Kaçalım, ..." gibi sözler söylemeye başlar.
Neyse bizim ikili hızla giderken öbür çiftliğin domuzuna çarpıp
dururlar. Bush:
-"Bu sefer sıra sende." der. Neyse bizim şoför gider çiftliğin
kapısını çalar. Bush arabanın içine saklanmış şoförü beklemektedir
otuz dakika geçer ne gelen var ne giden bir saat geçer gene bizim
şoförden haber yok.neyse İki saat sonra bizim şoför ellerinde meyve
sepetleriyle gelmektedir. Bush bu olay karşısında şaşırıp şoföre
sorar:
-"Ne oldu dayak yememişsin?"
Şoför cevap verir:
"Vallahi başkanım dediğim cümle şu 'BEN BUSH'UN ŞÖFÖRÜYÜM DOMUZ
ÖLDÜ' adam bana yemek yemeden gidemezsin dedi ben de yemek yeyip de
geldim"
|
|
YÜZME BİLMİYOR |
|
-Ülkenin birinde bakan,kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.Ne
yapsa makbule geçmiyor, basın hergün kendisiyle uğraşıyordu.
-Nihayet;Öyle bir şey yapayım ki, gazeteciler mat olsun, diye
düşündü ve
-İlan etti; Pazar günü saat 10'da bakan denizin üzerinden yürüyerek
geçecek.
-Pazar sabahı saat 10'da tüm basın mensupları toplandılar orada.
Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı.
Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti. Herkesin gözleri dehşetle
açılmıştı.
Fakat ertesi günü tüm gazetelerde su başlık okundu
-Bakan yüzme bilmiyor!
|
|
BUSH VE POWEL |
|
Bush ve Powel bir barda oturuyorlarmış.İçeri bir genç girmiş ve
bunları görünce şaşırmış.
- "Hey siz ne yapıyorsunuz burada "
diye sormuş.Bush da:
- "üçüncü dünya savaşıni planlıyoruz "
diye cevaplamış.Şaşıran genç
- "peki nasıl olacak?"
diye sormuş.Bush:
- "10 milyon ıraklı ve bir araba tamircisini öldüreceğiz" demiş.Genç
- "araba tamircisini niye öldüreceksiniz?"
diye şaşkınlıkla sormuş.Bush Powel'e dönerek:
- "ben sana demedim mi on milyon Iraklıyı öldürürsek kimse umursamaz
diye".
|
|
BİZİM BUSH, PUTİN ve TAYYİP |
|
Bush,putin ve tayyip oturup sohpet ederken birden karşılarına şeytan
çıkar.bush hemen atılır:
biz dünyaya ne zaman hakim olacaz.şeytan:bi 50 yıl sonra .bush
başlar ağlamaya ben o günleri göremiyeceğim diye.putin de aynı
soruyu sorar.
şeytan:sizde bir 100 yıl sonra.putin de ağlar o günleri göremeyeceği
için.tayyip'in sorusu da farksızdır.bu sorudan sonra şeytan ağlamaya
başlar.tayyip sorar niçin ağlıyorsunuz? diye.şeytan :ah o günleri
bende göremeyeceğim.
|
|
BİRA |
|
Dünyanın en ünlü bira fabrikalarının patronları toplantının
yapıldığı otelin barına ugramis... Corona nın patronu gelmiş,
barmene seslenmiş :
- Çek bir Corona!..
Bir süre sonra Budweiser in patronu bara yanaşmış :
- Ver bir Bud!..
Miller in patronu bara oturmuş :
- Miller!..
Ardından Efes Pilsen in patronu bara gelmiş :
- Bir CocaCola lütfen...
Diğer patronlar kendisine hayret dolu gözlerle baktığında su cevap
gelmiş :
- Madem hiçbiriniz bira içmiyorsunuz,katılayım dedim...
|
|
NE FARK VAR ? |
|
Bakan olan görgüsüz birisi şöförüne sorar.
"Şöför söyle bakalım eşekle şöför arasında ne fark vardır? "
Şoför bir süre düşündükten sonra mahcup bir sekilde; "Bilemedim
bakanım" diyor
Bakan cevap olarak: "Eşeğe çüs diyince, şoföre ise dur diyince
durur"
demiş. Bunun üzerine şöför çok sinirlenmiş ama karşıdaki bakan
olduğu için birşey söyleyememiş. Belirli bir süre sonra bu defa
şöför
bakana: "Bir soru sorabilir miyim bakanım?" der. Bakan da:
"Sor bakalım" der. Şoför sorar: "Eşekle bakan arasında ne fark
vardır?"
Bakan bir süresonra: "Bulamadım şöför söyle bakalım" diyor.
Bunun üzerine şöför de: "Vallahi bakanım ben de bulamadim... "
|
|
AVRUPA BİRLİGİ |
|
Yıl 2050. AB Komisyonu Başkanı odasında otururken, yardımcısı
içeriye heyecanla girer:
-Efendim, Türkiye tüm isteklerimizi yerine getirdi. Onları AB'ye
alacak mıyız?
AB Başkanı:
-Yok canım, henüz olmaz. Git, duyur, Tüm Türkiye İngilizce
konuşacak, Türkçe'yi yasaklıyorum.
-Efendim onu 5 sene önce yaptılar. Hatırlamıyor musunuz?
-O zaman söyle, kokoreç yasaklansın.
-Aman efendim, onu yemeyi 2005'te bıraktılar.
-Ya ne bileyim? Kınayı yasaklayın.
-Ooooo. Beyefendi.Onu çoktan bıraktılar.
AB Başkanı düşünüp taşınmış ve;
-DAĞITIN LAN AVRUPA BİRLİĞİ'Nİ...
|