|
ANANI |
|
Uçakta kapı açılmış acemi erler teker teker paraşütle aşagı
atlıyorlardı.
Sıra temele geldiginde komutanına dönerek; komutanım dün gece
rahmetli annem rüyama girdi; oğlum o paraşütle atlama açılmayacak
dedi
komutan atla oglum inanma böyle boş rüyalara der, fakat askeri ikna
edemez.
Bunun üzerine ver onu bana al benimkini der ve degiştirirler.
Asker atlar ve paraşütü açılır süzüle süzüle aşagı dogru inerken
başını kardırırki ne görsün; komutan paraşütü açılmamış mermi gibi
aşagı dogru geliyor.
Tam yanından geçerken bagırır; komutanım.. komutanımm nereyeee
komutan hışımla bagırır; ananı s....
|
|
İDDİA |
|
51. piyade alayinda yuzbasi jack diye bir subay varmis. bu alayda
butun herkes bu yzb'dan illallah demis. cunku her girdigi iddiayi
kazaniyormus. alay komutani sonunda dayanamayip yzb. jackin tayinini
cikarmayi basarmis. ve bizim yzb. 61. piyade alayina tayini cikmis.
51. piyade alay komutani, 61. piyade alay komutanina telefon ederek
yuzbasi icin 'aman bu adama dikkat edin sakin kimseyle iddiaya
girmesin. aka kara der iddiayi yinede kazanir' diye uyarida
bulunmus.
61. piyade alay komutani olur mu canim oyle sey diyip telefonu
kapatmis. neyse bizim yzb. 61. piyade alayina gelmis ve alay
komutanin karsina gecerek komutanim ben geldim' demis.
alay komutani:
- sen misin şu meşhur yzb. jack derken, yzb. alay komutanina
- a a komutanim beni hatirladiniz mi, demis
- hayir hatirlamadim
- olur mu komutanim vietnam savasinda beraber mevzide idik siz
ozaman yarbaydiniz ben de daha tegmendim.
- yok canim ben o savasa katilmadim
- aa komutanim ben adim gibi hatirliyorum
sizin kıcınıza şaraplen parcasi gelmisti. kesin onun yara izi de
kalmistir.
- olur mu canim sen manyak misin ben ne o savasa katildim ne de
kIcImda şaraplen yarasi var.
- komutanim 100$ iddiasina girerim ki sizin kIcInIzda şaraplen
yarasi var.demis ve 100$ iddiasina girilmis.
alay komutani indirmis pantalonu ve yaranin olmadigini gostermis.
yzb:
- ah komutanim cok ozur dilerim. yanilmisim buyurun 100$ inizi
demis ve 100$ i vermis.
61. piyade alay komutani sevine sevine 51. piyade alay komutanini
telefonla arayarak
- he he bu muydu her iddiayi kazanan adam.
- ne oldu ki
- iddiaya girdim ve kazandim
- sakin ona gotumu gosterdim deme!
- nereden anladin gotumu gosterdigimi
- ulan senin allah belani versin allah seni kahretsin o adam
senin gotunu gormek icin butun alayla iddiaya girmisti.
|
|
İLAN-I HARP |
|
Ülkelerin birbirlerine önceden savaş ilan ederek savaştıkları
dönemde, bizim "Rize" İli'miz Çin Devletine savaş ilan etmiş!
Çin'liler uzun uzun araştırmışlar ancak "Rize" diye bir devleti hiç
duymadıkları gibi hartadan da böyle bir devleti bulamamışlar. Daha
sonra Çinlinin biri Türkiye'de Rize diye bir yerin varlığını
öğrenmiş ve bunu yönetime bildirmiş, Rize bir devlet olmasa bile Çin
yönetimi ortada ilan edilmiş savaş olduğu için bütün ordularını
toplayarak karadan ve denizden Rize'ye doğru gelmeye başlarlar, bu
arada Rize boş durmayıp yaşlılardan oluşan bir savaş komitesi kurmuş
geride kalan genç, çocuk ve kadınlar da mevzilerdeki yerlerini almış
Çinlileri beklemeye başlamışlar, derken denizden ve karadan mahşeri
bir kalabalıkla çin askerleri görünmeye başlamış ve o hızla da bütün
önlerine çıkan Rizelileri kesip biçmeye başlamışlar ancak
yaşlılardan oluşan savaş komitesinden ateş emri gelmediği için
mevzilerde bakleyen Rizeli milisler Çinlilere karşılık
veremiyorlarmış, bu durum epey uzayınca Rizeli gençlerden biri fazla
dayanamayıp mevziden fırladığı gibi doğruca savaş komutasının
bulunduğu karargaha girerek 'bir hışımla' "Çinliler celdi hepumuzi
çeseyiler, biz onlara bişe edemeyiruk, bize niye ateş emri
vermeyisunuz, yoksa korktunuz mi? aha bu Çinlilerden der." bunun
üzerine Komitenin Başkanı; "uşağum sen ne deyisun, ne korkması, biz
aha bu kadar Çinliyi nereye gömeceuk oni karar etmeye çalişiyiruk"
|
|
ADIYAMAN'LI |
|
Adıyaman'lının biri
İzmir'de yedeksubay okulunda askerligini yapmaktadır. Hafta sonları
çarşı izinlerinde kız tavlamaya çalışır fakat başaramaz.
Aynı yerde askerlik yapan İzmir'liler Adıyaman'lı ile dalga geçerek
sorarlar;
-Adıyaman'lı bu hafta çarşıda ne yaptın?
-Konak meydanında denizi seyrettim.
-Yahu ne diye boklu denizi seyrettin. Kızlara takılsana...
Ertesi hafta Adıyaman'lı Karşıyaka'ya geçer ve yine kız tavlamayı
başaramaz. İzmir'liler yine dalga geçerek ''Boklu denizi
seyredecegine arkana dönüp apartmanlara baksaydın ya'' derler.
Bu sefer Adıyaman'lı Karşıyaka'ya geçerek apartmanları seyretmeye
başlar. O da ne bir bayan el sallıyor. Hemen gider bayanın
dairesinin kapısını çalar. Karşısına orta yaşlı üzerinde seksi bi
gecelik bulunan bir bayan çıkar.
Biraz sohbet ve tanışma faslından sonra bayan sorar;
-Nerede askerlik yapıyorsun_
-Gaziemir'de
-Aa benim oglumda seninle birlikte askerlik yapıyor. Şimdi kız
arkadaşıyla sinemaya gittiler, birazdan gelirler. Sen haftaya gel,
birlikte olalım, der.
Adıyaman'lı bölüge döndügünde İzmir'liler etrafını sararak sorarlar;
-Adıyamanlı bu hafta ne halt ettin?
-Bu hafta ne halt ettigimi bende anlamadım ama haftaya kesin
birinizin anasını s.kecegim!
|
|
SİGARA ÖLDÜRÜR |
|
Albay askerlerin sigara
içmelerine engel olmak için kantinin duvarına bir yazı
asmıştır.Yazıda :
-Sigara öldürür, diye yazıyormuş.
Ertesi gün oradan geçen albay yazının altındaki cevabı görmüş :
-Türk askeri ölümden korkmaz!
|
|
ARADA (R) VAR |
|
Tabura yeni bir komutan gelmis ve askerleri toplayarak bir konusma
yapacagini belirtmis. Bütün askerler toplanmislar ve komutan
baslamis konusmaya :
"Bugün tanismak için sizleri buraya topladim. Benim adim Ahmet,
soyadim Kirç. Tekrar ediyorum, Kirç. Arada R var. Sakin ola diliniz
sürçmesin çok fena yaparim. Herkes iyice ezberlesin hata istemem !"
Askerler dagilmislar ve herkes "Arada R var, arada R var" diye
içinden ezbere koyulmus. Komutan ise bu konuda ne kadar hassas
oldugunu göstermek için sagda solda gördügü askere soruyormus :
- Sen !
- Emredin komutanim!
- Soyadim ne benim ?!
- Kirç komutanim.
- Aferin ! Isinin basina !
Komutan böyle böyle hergün bir kaç kere soyadini soruyor ancak kimse
sasirmiyormus. Temel ise bu konuda çok sanciliymis. Ya bir gün
piyango
kendisine çikarsa ve sasirirsa diye daralip dururmus. Nihayet bir
gün tören esnasinda komutan aniden arkasina dönmüs ve Temel'i isaret
ederek :
- Sen ! Soyadim ne benim ?!
Temel heyecandan konusamiyor, nutku tutulmus. Yaprak gibi sallanmaya
baslamis. Komutan gayet sinirli :
- Sana söylüyorum, cevap ver, asabimi bozma !
Hemen arkasindaki arkadasi bakmis Temel'in basi belaya girecek hemen
fisildamis :
- Arada R var, arada R var...
Bunun üzerine Temel rahatlamis ve cevap vermis :
- Gört !!!
|
|
HİTLER |
|
Iki yahudi hitler kampinda her gun
iskence agir calisma ve hakarete magruz kaliyorlarmis biri digerine
sormus: Simdi hitler eline gecse ne yapardin
ikincisi: Hemen bogazlardim demis...ya sen ne yapardin
ilki: cevap vermis 50 santimlik demir cubugun bir tarafini kizdirir
soguk tarafini hitlerin kicina sokardim
Ikincisi:neden demis
ilki: Niyesi varmi tutup cikaramasin diye
|
|
AMERİKAN TEKNOLOJİ |
|
Amerikalı'lar yeni bir uçak geliştiriler ve bu uçağı denemek için
Arabistan'a götürürler. Bir Arap pilotunu uçağa bindirirler ve uçak
havalanır. Arap pilot uçağı kullanırken dört motordan biri patlar.
Göstergelerde "Don't panic. This is American technology" yazısı
görülür.
Pilot rahatlar. Daha sonra bir motor daha patlar ve göstergelerde
yine aynı yazı görülür. Pilot da uçmaya devam eder.
Ne var ki az sonra iki motor birden patlar. Hiç motor kalmayınca
Arap pilot panikler.
Tam bu esnada göstergelerde yine aynı yazı görülür ve uçak kendi
kendini yumuşak bir şekilde indirir.
Araplar pilottan bu olayı öğrenince şaşırırlar ve kendileri de böyle
bir uçak yapmaya karar verirler.
Pilot biner uçağa, başlar uçmaya. Bir iki dakika sonra bir motor
patlar. Göstergelerde "Don't panic. This is Arabic technology"
yazısı görülür.
Az sonra ikinci motor da patlar ve aynı yazı gözükünce Amerikalı
pilot: "Ulan bizim uçağın aynısını taklit etmişler." der.
Derken iki motor birden patlayınca uçağın kendi kendini yere
indireceğini düşünen pilot göstergelerde şu yazıyı görür:
"Don't panic. This is Arabic technology. Please repeat after me.
Eşhe dü enla ilahe illallah...."
|
|
SAVAŞ GEMİSİ |
|
Amerikalilardan fikra gibi hatira...
Amerikan Deniz Kuvvetlerine ait savas gemisi Missouri'nin
gorevlileriyle, Newfoundland'da gorevli Kanadali yetkililer arasinda
1995 yilinda yapilan ve tumuyle gercek olan bu telsiz gorusmesi
Amerikan Deniz Kuvvetleri tarafindan ayni yil aciklanmistir.
AMERIKAN GEMISI : Carpismayi onlemek icin lutfen rotanizi 15 derece
kuzeye cevirin,tamam.
KANADALI YETKİLİLERİN YANITI : carpismayi onlemek icin biz,sizin
rotanizi 15 derece guneye cevirmenizi oneriyoruz,tamam.
AMERİKAN GEMİSI : Amerikan Deniz Kuvvetleri gemisinin komutani
konusuyor,tekrar ediyorum,rotanizi degistirin,tamam.
KANADALI YETKİLİLERİN YANITI : Hayir,biz rotamizi degistiremeyiz.Tekrar
ediyorum, siz rotanizi degistirin, tamam.
AMERİKAN GEMiSİ : Burasi Amerikan ucak gemisi Missouri. Adimizi
duymamis olanlara animsatiyoruz, Amerikan Deniz Kuvvetlerinin buyuk
savas gemisi Missouri'yiz. Lutfen sakanizdan yada inadinizdan
vazgecin,derhal rotanizi degistirin,hem de hemen simdi, tamam.
KANADALI YETKİLİLERİN YANITI : Peki USS/Missouri. biz de size
kendimizi tanitalim. Burasi deniz feneri, tamam...
|
|
PAZARLAMA TEKNİĞİ |
|
Sigortacının biri orduya gider.
Askerler içtimadadır.
Başlar anlatmaya:
- Ben size sigorta satmaya geldim. Sigorta almayanlar savaşa
gittiğinde beynine bir kurşun yerse, ailesi hiç para alamaz;
sigortalı olanların ailesine ise, devlet yüklü bir para öder. Şimdi
kimler
sigorta yaptırmak istiyor?
Kimseden ses çıkmaz.
İki kez daha anlatır ama yine ses çıkmaz.
Sigortacı gitmek üzereyken kıdemli bir Başçavuş gelir ve:
- Bir de ben anlatayım, ben bunların dilini konuşurum
der ve askerlere seslenir:
- Beyler, şimdi sigorta olup da beynine kurşun yiyenlere devletin ne
kadar para ödeyeceğini duydunuz mu?
- Duyduk, der herkes.
- Şimdi siz hesap edin. Bundan sonra ilk çıkacak savaşta devlet,
savaşa sigorta olanları mı, sigortasız olanları mı sürer?
|
|
EMEKLİ İKRAMİYESİ |
|
ABD ordusunda çok fazla general varmış ve bunları erken emekli etmek
istiyorlarmış...Cazip kılmak için demişler ki vücudunuzda iki nokta
belirleyin, arası kaç santimse, o kadar bin dolar ekstra para
vericez normal emekli ikramiyenizin üstüne...
Bi tane havacı general gelmiş demiş kafamın en üstünden ayak
parmağıma kadar, ölçmüşler 180cm, 180 bin dolar almış emekliye
ayrılmış
Bi tane karacı general gelmiş orta parmağının en üstüne bi nokta bi
de ayak parmağına bi nokta koymuş, ölçülürken ellerini kaldırmış 2.5
metre çıkmış 250 bin dolar ikramiye almış ayrılmış
Sonra bi tane deniz piyadesi gelmiş demiş ki sikimin ucundan
taşşaklarımın arasındaki mesafeyi ölcün.
Sormuşlar emin misiniz falan çok para alamazsınız bu şekilde, adam,
tabi eminim, demiş
Doktoru çağırmışlar ve generale pantolonunu indirmesini söylemişler
Doktor gördüğü manzara karşısında: oha bu adamın taşşakları yok,
demiş.
General: taşşakları Vietnam'da bırakmıştım
|
|
CEMAL ASKERDE |
|
Yeni asker olan Cemal'e komutanı sormuş :
-Savaşta siperdesin, sağ taraftan düşman askeri geldiğini gördün.
peki ne yaparsın?
Cemal heyecanla cevap verir:
-Hemen çevirir silahımı üzerlerine ateş açarım komutanım. Komutan
tekrar sormuş.
-Peki, karşıdan geliyorsa?
-Karşıya ateş açarım, komutanım.
-Arkadan geliyorsa ? deyince komutan, Cemal dayanamamış:
-Komutanım, bu ordunun bir askeri ben miyim da?
|
|
TERK EDİLİRSENİZ İYİ FİKİR |
|
Deniz aşırı bir ülkede askerliğini
yapmakta olan John bir gün sevgilisinden bir mektup alır.
Sevgilisi artık ondan ayrıldığını bildirmekte ve fotoğrafını geri
göndermesini istemektedir.
John çok kızar. Arkadaşlarından eski kız arkadaşlarının
fotoğraflarını
toplar.
Hepsini paket yapar ve sevgilisine gönderir.
Pakete birde not iliştirir;
" Kusura bakma, hangisi olduğunu çıkaramadım. Lütfen kendi
fotoğrafını al ve kalanını geri gönder!"
|
|
GERÇEK CESARET |
|
Kara' cıların komutanı bir asker çağırmış. Asker
- "Emret komutanım" diyerek yanına gitmiş.
Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin
üzerinden geçmesi için emir vermiş asker kılını bile kıpırdatmadan
yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine
dönerek
-"İşte cesaret" demiş.
Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker yine
- "Emret komutanım "diyerek komutanının yanına gitmiş.
Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve
havalanmış daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını
emretmiş asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yereçakılmış ve can
vermiş. Komutan da diğeri gibi dönerek
- "İşte cesaret " demiş.
Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış.
Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve
-"Emret komutanım" demiş. Komutan
- Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma demiş.
Asker;
- "Hadi lan" demiş.. Komutan diğer komutanlara dönerek
- "İşte asıl cesaret bu " demiş.
|
|
FİL |
|
Savas sirasinda erkeklik uzvu kopan bir askere, fil hortumundan bir
yapay organ takildi. Savas bittikten aylar sonra askerle becerikli
estetik cerrah karsilastilar.
Doktor sordu:
"Nasil, memnunmusun. Yapay aletin iyi is goruyor mu?"
Adam cevap verdi:
"Cok memnunum doktor. Hanimlara karsi gorevini fevkalade yapiyor.
Yalniz bir sikayetim var. Mesela sinemada yanimdaki koltukta oturan
biri findik fistik yiyorsa, kendiliginden uzanip butun cerezleri
kapiyor."
"Olsun" dedi doktor."Alt tarafi cerez parasi odersin olur biter."
"Ama doktor" dedi adam. "Cerezleri almakla kalmiyor, hepsini kicima
sokuyor."
|
|
KAHVERENGİ PANTOLONUM |
|
Tayfa kaptanına bağırır; "Ufukta düşman gemisi göründü.
Kaptan,2.kaptana emreder;"Çabuk benim kırmızı gömleğimi getirin."
Kaptan gömleği giyer savaşı kazanırlar.
Ertesi gün tayfa yine bağırır;
"Ufukta 3 düşman gemisi vaaaar!
" Kaptan yine kırmızı gömleğini ister. Gömlek gelir, kaptan giyer
savaşı
yine kazanırlar.
Akşam 2.kaptan, kaptana;
"Neden savaşta kırmızı gömleğinizi giyiyorsunuz?"der.
Kaptan şöyle yanıt verir;
"Eğer savaşta yara alırsam kanadığı belli olmasın, sizler
disiplininizi
bozmayın diye.
Ertesi gün tayfa bağırır;
"Ufukta 7 düşman gemisi var." Kaptan bu kez şöyle emreder;
"Çabuk kahverengi pantolonumu getirin."
|
|
TRAFİK KAZASI |
|
Temel bir gun traktorle giderken fireni patlar etrafına bakan temel
ne yapcanı bilemez bir tarafta kurulu bir pazar diger tarafda
oynamakta olan bir çoçuk görur pazara giden yolu secersem çok insan
ölür çoçugun tarafına gidersem bir çoçukla olayı kurtarırım der ve
ertesi gun gazetede söyle bir manşet pazara giren traktor yuz kişiyı
ezdi.temele sorarlar nasıl oldu temelden söyle bir cevap herşey
çoçugun pazara koşmasıyla başladı.
|
|
MEKSİKALI |
|
Meksikalinin biri bisikletle Amerika'dan ulkesine donuyormus.
Elinde bir torba, agir agir sinir kapisina gelmis.
Kapidaki gorevli, Meksikalinin elindeki torbadan suphelenmis ve
aramak istemis. Torbayi acinca kum dolu oldugunu gormus. Arastirmis
karistirmis ama kumdan baska bir seye rastlayamamis ve Meksikalinin
gecmesine izin vermek zorunda kalmis.
Aradan iki hafta gecmeden ayni Meksikali yine bisikletle ve elinde
bir torbayla ayni sinir kapisindan gecmek istemis. Ayni gorevli yine
torbadan suphelenip aramis ve yine kumdan baska bir sey bulamamis. 3
boyle 5 boyle...
Her seferinde ayni sekilde gecen bu adamda hic bir sey bulamamak
gorevliyi cildirtiyormus ama yapabilecegi bir sey de yokmus.
1 yil sonra gorevli bir barda icki icerken, sinirda arayip durdugu
Meksikalinin da ayni barda oldugunu gormus. Hemem yanina gitmis ve:
- Artik sana bir sey yapamam. Cok iyi biliyorum ki sinirdan bir sey
kaciriyordun. 1 yildir icim icimi yiyor, lutfen bana ne kacirdigini
soyle, demis.
Meksikali kafasini hafifce cevirip umarsizca mirildanmis:
- Bisiklet.
|
|
KİM DAHA CESUR ! |
|
Kimin askeri daha cesur yarışması varmış.
Karacının komutanı;
-"Oğlum su tankın altına atla!" demiş. Asker atlamış ölmüş.
Havacının komutanı;
-"Oğlum su uçaktan betona paraşütsüz atla!" demiş. Asker ölmüş.
Denizcinin komutanı;
-"Oğlum su geminin altına atla!" demiş.
Asker: "Naah atlarım" demiş.
Denizci komutanı dönüp;
-"Bakin, benim askerim daha cesur, komutanına nah çekiyor!"
|
|
SUÇLU |
|
Bir suçlu yurt çapında aranıyormuş.
Bütün emniyet müdürlüklerine suçlunun bir adet cepheden ve iki adet
profilden resmi dağıtılmış. İki gün sonra Trabzon Emniyet
Müdürlüğü'nden bir fax gelmiş:
- Suçlulardan ikisini yakaladık. Üçüncüsünün yakalanması an meselesi
|
|
KAMYON |
|
Bir gün temel
trabzondan eski bir kamyon almış fakat kullanmasını bilmiyormuş
hemen kamyon sürmeyi bilen arkadışı dursunu aramış dursunla beraber
komyonu trabzondan giresuna getirmeye gitmişler yolda gelirken
kamyonun vitesi kopmuş dursun; ula temel bunun vitesi koptu temel;
tabi kopar iki saattir oynuyorsun
|
|
SALAK ERLER |
|
İki çavuş iddaya girer hangimizin eri daha salak diye. İlk çavuş
erini çağırır ve der ki;
- Oğlum al şu 10 milyonu git bana bir araaba al. Er:
- Baaaşüstüne çavuşum der gider.
ikinci çavuş çağırır erini:
- Olum git bak bakayım ben evdemiyim der..
er:
- Baaşüstüne çavuşum der çıkar.
bu iki salak er çarşıda karşılaşırlar erlerden biri:
- Yahu bende bir çavuş var o kadar salak ki bana para verdi git bana
araba al diye lan keriz bugün pazar arabayı nerden bulayım..
diğer er:
- Yahu benim ki daha salak yok gidip kendisi evdemiyiş değilmiymiş
diye bakacakmışım be ey lavuk yanında koskaca askeriyenin telefonu
var evi arada sorsana...
|
|
ÇIKARDA |
|
Mehmet askere gitmiş 2 ay sonra bölük komutanının yanına gidip;
- Komutanım ben askere gelmeden 2 gün önce evlendim. Daha karıma
doyamadan buraya geldim. Bana bir izin verin de karımı görüp gelem.
Demiş. Bölük komutanı çok anasının gözü biri imiş.
- Tamam, seni 10 gün izine göndereceğim ama bir şartla; izinden
döndüğünde yaptıklarını dakika dakika anlatacaksın bana.
Mehmet çaresiz boynunu bükmüş ve kabul etmiş. Bölük komutanı izin
kağıdını imzalamış, verirken yaptıkları anlaşmayı tekrar
hatırlatmayı da ihmal etmemiş. Mehmet 10 gün sonra dönmüş izinden ve
bölük komutanı hemen çağırmış yanına.
- Anlat bakalım ne yaptın 10 gün boyunca.
Mehmet:
- Komutanım eve gittim, 10 gün sonra Hatçe dediki...
Komutan:
- Oğlum tek tek anlat, eve gittin sonra ne oldu?
Mehmet:
- Komutanım eve gittim, kapıyı çaldım, Hatçe kapıyı açtı, 10 gün
sonra Hatçe dediki...
Komutan:
- Oğlum sana tek tek anlat dedim. Bak benim kafamı bozma döverim.
Diye gürleyince Mehmet çaresiz tek tek anlatmaya başlamış.
- Komutanım eve gittim, kapıyı çaldım, Hatçe kapıyı açtı, oturup
yimağımızı yidik, sona Hatçe yatağı serdi, sona ben soyundum, sona
Hatçe soyundu...
Komutan heyecanlı heyecanlı sormuş:
- Eee daha sonra?
Mehmet:
- Sona Hatçeye bir geçirdim. 10 gün sona Hatçe dediki: "Memet az bi
çıkarda işmeğe gidem çok sıkıştım"
|
|
YENİÇERİLER |
|
Osmanlının balkanlara doğru yeni yeni
yayılmaya başladığı dönem. Yeniçeriler balkanların iç kısımlarına
doğru yavaş yavaş ilerlerken balkan halkının Osmanlı hakkındaki
düşünceleri ve korkuları değişip evlerinden dışarıya çıkmaya
başlıyorlar. O zamana kadar böyle cengaverler görmemiş olan halkın
dikkatini en çok yeniçerilerin göğüs kılları çekiyor ve bir yeniçeri
ile halktan bir kişi arasında söyle bir diyalog geçiyor:
- Hiç böyle göğüs kılları görmemiştim bir tane hatıra olarak
alabilir miyim
Yeniçeri:
- Vitrini bozma bacım depodan verelim.
|
|
KAÇMAYA ÇALIŞIYORSUN |
|
İkinci Dünya Savaşı sırasında bir
İngiliz,
Almanya üzerinde düşürülür. Almanlar bunu esir alırlar, fakat
İngiliz'in bir bacağı ve iki kolu kangren olmuştur. Almanlar ilk
önce bacağı keserler ve İngiliz, Almanlardan bu bacağı ana
vatanı olan İngiltere'ye atmalarını ister.
Almanlar da İngiliz'in isteğini yerine getirir.
Sonra İngiliz'in kolu kesilir, İngiliz yine aynı dilekte bulunur ve
Almanlar da yerine getirir. Bu sefer de Almanlar öteki kolu
keserler. İngiliz her zamanki gibi Almanlardan kolu anavatanına
atmalarını ister, fakat Almanlar " olmaz!" derler,
İngiliz nedenini sorunca şöyle cevaplarlar:
"Sen Galiba Kaçmaya Çalışıyorsun!"
|
|
HER TÜRÜNE KARŞIYIZ |
|
Anadolu kasabalarından birinde jandarmalar bir eve "kitap baskını"
yapıyor..
Jandarma timinin başındaki astsubayın dikkatini, duvara çivilenmiş
birkaç raftan ibaret kütüphanede bir kitap çekiyor:
"Bir Anti-Komunistin Mücadelesi"
Komutan kitabı eline alıp soruyor:
"Bu tür kitapların yasak olduğunu bilmiyor musun?"
Ev sahibi:
"Komutanım, ben anti-komünistim, zaten kitap da öyle."
Komutan, kül yutmaz bir ifadeyle cevaplıyor:
"Farketmez, biz komünizmin her türüne karşıyız."
|
|
2. DÜNYA SAVAŞI |
|
2. Dünya Savaşında 2 Yahudi Almanlara esir olmuştur.Bunlardan biri
diğerine kendilerine ne yapacaklarını sorar.O da baslar anlatmaya;
2 ihtimal var ya bizi öldürürler yada esir kampına yollarlar.
Öldürürseler sorun yok kampa gidersek 2 ihtimal var ya kurşuna
diziliriz ya da gaz odasında olduruluruz.
Kursuna dizilirsek sorun yok gaz odasına gidersek 2 ihtimal var
bizden ya sabun yaparlar yada kağıt.
Sabun yaparlarsa sorun yok kağıt yaparsalar 2 ihtimal var ya gazete
kağıdı oluruz yada tuvalet kağıdı.
Gazete kağıdı olursak sorun yok tuvalet kağıdı olursak iste o zaman
boku yedik"
|
|
TEK BENMİYİM ? |
|
Manevra varmış.Mehmet elde tüfek yerde
yatıyormuş.Komutan gelip sormuş :
-Düşman önden gelirse ne yaparsın?
Mehmet cevaplamış. Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse, diye
tekrar sormuş komutan. Mehmet bunları da cevaplamış.
Komutan en sonunda :
-Ya düşman tepeden gelirse? deyince.
-Bu memleketin tek askeri ben miyim komutanım?
|
|
PARAŞÜT EĞİTİMİ |
|
İki acemi er paraşüt eğitimlerini tamamladıktan sonra ilk
atlayışları için havalanırlar. Makul seviyeye geldiklerinde
komutanları son kontrolleri yapıp:
- "Atladıktan bir süre sonra paraşütün sağ
tarafındaki ipi çekin, paraşütleriniz açılacaktır. Şayet açılmazsa
hiç telaşa kapılmayın, sol tarafta yedek bir ip var onu çekin, sorun
kalmaz. İndiğinizde sizi bir jip bekliyor olacak; sizi karargaha
geri götürecek."
Askerler korkarak da olsa atlamışlar. Heyecanla sağ taraftaki
iplerine asılmışlar.. Tık yok. Biraz da korkuyla sol taraftaki
iplere asılmışlar, paraşütler yine açılmamış... Çok sinirlenen
asker:
- "Bu komutanın hiçbir dediği çıkmıyor; dur bakalım, aşağıda jip de
yoksa o zaman görüşürüz onla!"
|
|
ASKER MEKTUBU |
|
Temel askerdedir fakat kimi kimsesi yoktur ve birgün Temel
cumhurbaşkanından harçlık istemek için bir mektup yazar ve mektubu
göndermesi için çavuşa verir çavuş da temel hiç mektup göndermezdi
acaba kime yazmiş diye merak eder ve mektubu okur mektupta temel
cumhurbaşkanından 20 milyon harçlık istediğini okuyunca temele acır
ve cebindeki 15 milyonu zarfa koyup Temel'e verir ve Temel parayı
alınca bir mektup daha yazar çavuş yine mektubu okur ve mektup da
şöyle yazar SAYIN CUMHURBAŞKANIM PARA İÇİN SAĞOLUN AMA BUNDAN SONRA
BANKA HESABIMA YATIRIN ÇÜNKÜ BİZİM İBNE ÇAVUŞ PARANIN 5 MİLYONUNU
YEMİŞ
|
|
GERÇEK CESARET |
|
Kara'cıların komutanı bir asker çağırmış. Asker;
- "Emret komutanım" diyerek yanına gitmiş. Komutanı yere yatmasını
istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir
vermiş asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve
malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek;
-"İşte cesaret" demiş. Hava'cıların komutanı bir asker çağırmış.
Asker yine;
- "Emret komutanım" diyerek komutanının yanına gitmiş. Komutanı
helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve
havalanmış daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını
emretmiş asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yereçakılmış ve can
vermiş. Komutan da diğeri gibi dönerek;
- "İşte cesaret " demiş. Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci
komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve;
-"Emret komutanım" demiş. Komutan;
-Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma demiş. Asker;
-"Hadi lan" demiş.. Komutan
|
|
GÖREV |
|
Komutan askerleri etrafina toplar ve
-Size bir soru soracagim. Mantikli olarak cevaplayan olursa
tezkeresini alir, yok cevaplayamazsa alti ay ceza.
Bütün askerler,
- Sorun Komutanim derler.
- Peki... Kadin becermek görev midir angarya mı?
Bütün askerler sus pus. Bu arada komutanın postası,
- Gorevdir komutanım der,
Komutan'da
- Peki neden, açıkla bakalım.
- Angarya olsa bana yaptırırdınız.
|
|
KOMUTAN |
|
Komutan karargah garajına telefon açar:
Komutan: "Zırrr Zarrr..."
Er:"Aluuu"
Komutan: "Şu anda garajda kaç tane araç var?"
Er: "Şu anda ipne generalin jipinden başka bi b.k yokh
Komutan:" Ulan sen kiminle konuştuğunu biliyor musun, ben generalim!
Er: Mosmor bir şekilde yaa öyle mi? Eee peki siz kiminle
konuştuğunuzu biliyor musunuz?
Komutan: "Yooo..."
Er:"O zaman bay bay mına godumun generali! Çatt
|
|
UZMAN |
|
Askerin biri bir bakışta herkesin boyunun ölcüsünü tam olarak doğru
söylüyormuş ve arkadaşları buna çok şaşırıyorlarmış.Bir gün bunu
komutana götürmüşler ve olan biteni anlatmışlar.Komutan inanmamış.
-"söyle bakalım benim boyumun ölçüsü kaç demiş".Asker aşağıdan
yukarıya komutanı süzmüş ve " 1.75 efendim demiş."Komutan "Doğru
hayret nasıl bildin" demiş.Asker "Bilirim tabi efendim ben kereste
uzmanıyım demiş"
|
|
KAMUFLAJ |
|
Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes çuvallara giriyor,komutan
gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan
onaylıyor.
Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav. Komutan aferin diyor köpek
çuvalı.... İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav.. Komutan gene
beğeniyor..
Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar... En
son çuvala vuruyor ses yok... Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme,
tokat, tahta, tüfek, ses yok... Askerlere emir veriyor iyicene
tekmeleyin... Çuvaldan kan sızmaya başlıyor..
Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses:
"Patateeeeeees"
|
|
TEMELLE YUNAN ASKERİ |
|
Temel askerligini yunan sınırında yapıyormuş.
Temel'in canı çok sıkılıyormuş.
Yunan'a bir ıslık çalmış elleriyle "Havacı mısın?" işareti
yapmış,Yunan aldırmamış.
Bir ıslık çalmış elleriyle "Karacı mısın?" işareti yapmış, Yunan
aldırmamış.
Bir ıslık daha çalmış "Denizci misin?" anlamında yüzme işareti
yapmış, yunan aldırmamış.
Bir ıslık daha çalmış. El haraketi yaparak "Topçu musun?" demiş,
yunan aldırmamış.
Bir ıslık daha çalmış "Gözcü müsün?" anlamında dürbün işareti
yapmış, yunan aldırmamış.
Nöbetler degişmiş sıra yine Temel'le Yunan'a gelmiş.
Yunan'a hadi sınıra git demişler yunan da:
- "Ben oraya gitmem. Orada bir deli türk askeri var, bana hava
kararınca yüzerek gelip sana bir koyacam gözlerin fırlayacak
diyor.."
|
|
KAHVALTI |
|
Napolyon bir sabah erkenden kalkıp nöbetçilerini kontrol etmeye
başlamış. Birde ne görsün? Nöbetçilerden bir tanesi yerinde yok.
Hemen aramaya başlamış. Çok geçmeden biraz ilerideki çalılıkların
arasında nöbetçisini bulmuş. Asker tüfeğini ağaca dayamış, oturmuş
sıçıyor. Bunu gören Napolyon hemen ağaca dayalı tüfeği kapıp askere
doğrultmuş ve yaptığı şeyi parmaklayıp yemesini emretmiş. Asker
istemeye istemeye söyleneni yapmış.
- Asker bu ceza sana yeter, seni bu defalık affediyorum, tekrar
ederse kurşuna dizilirsin.
Deyip tüfeği askere teslim etmiş ve arkasını dönüp uzaklaşmaya
başlamış. Tam o sırada nöbetçi silahını Napolyon'a doğrultup "Dur"
diye bağırmış.
- Hadi bakalım komutanım boku yeme sırası sende, yoksa seni vururum.
Napolyon çaresiz söyleneni yapmış ve parmağını boka batırıp yalamış.
Aradan uzun süre geçmiş ve savaş sona ermiş. Napolyon savaştan sağ
çıkan askerlerinin arasında dolaşırken bir askerin önünde durup,
- Asker, ben seni bir yerden tanıyorum ama çıkartamadım.
Demiş. Asker hemen cevap vermiş:
- Doğrudur komutanım bir sabah kahvaltıyı sizinle birlikte
yapmıştık.
|
|
ANAM BABAM |
|
Yüzbaşının çok sevdiği ve güvendiği Onbaşı Mehmet`in cezalandırdığı
er, yüzbaşının karşısında :
-Komutanım benim bir şikayetim var.
-Söyle.
-Mehmet onbaşı beni döğdi.
-Git, ben onun cezasını veririm.
-Ama yüzbaşım; hem döğdi , hem söğdi.
-Anladım, git cezasını veririm.
-Anama babama laf etti.
-Git cezasını veririz dedik ya.
-Benim anam da yohtur, babam da yohtur.
-Allah rahmet eylesin.Benim de öyle. Sen git anladım.
-Ama yüzbaşım, Mehmet onbaşı benim anama da laf etti, babama da laf
etti. Anam da yohtur, babam da yohtur. Anam da sensin, babam da
sensin.
Yüzbaşı :
-Derhal koş; çağır Mehmet Onbaşı`yı buraya! dedi.
|
|
TİTANİK |
|
Hitler ele geçirilen İngiliz, Fransız ve Yahudi üç esire bir şans
tanımak istemiş..
- "Size birer soru soracağım, bilirseniz sizi bırakacağım" demiş.
İngilize sormuş:
- "Titanik kaç yılında battı ? İngiliz hemen cevap vermiş
- "1912"
Hitler İngilizi göndermiş, Fransıza sormuş bu kez,
- "Titanik'te kaç kişi öldü?" Fransız cevap vermiş
- "1050"
- "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür bırakmış. Ve Yahudi'ye
dönmüş:
- "Say lan ölenlerin isimlerini!"
|
|
SDS |
|
Bir gün bi uçakta çeşitli ülkelerden işadamları Fransız, İngiliz,
Alman, Rus, İranlı, Hollandalı ve Türk, laylaylom gidiyorlarmış.Rus
her konuşmasında Rus KGB sinin çok iyi çalıştığını herşeyden
haberdar olduğunu çok iyi ajanlarının olduğunu anlatarak yolculuğu
iyice sıkmış.Uçak rotasını takip ederek giderken İngiltere'nin
üstünden geçiyor. İngiliz şöyle bi aşağıları süzüyor ve lafa
giriyor:
- Arkadaşlar,burası benim memleketim İngiltere. Bizim biramız acayip
meşhurdur, şahane biralar üretiriz, içmelere doyamazsınız. İngiltere
bitiyor, Fransa'nın üstünden geçerken Fransız lafa başlıyor:
- Burası da Fransa. Bizim kızlarımız meşhurdur, öpmelere kıyamazsın.
Derken Almanya'ya geliyor uçak, Alman bi iç çekiyor:
- Hey gidi memleket diyor. Biz bi arabalar üretiriz, binmelere
kıyamazsınız. Sonra Hollanda'nın üzerinden geçerken Hollandalı
bakıyor şöyle bi aşağıya:
- Burası da Hollanda diyor. Ah o güzel evler, bizim evlerimiz
meşhurdur... Uçak geçiyor Rusya'ya sonra (nasıl bi rotaysa artık)
Rus bakıyor aşağıya:
- Bizim KGB miz meşhurdur. Dünyada sinek havalansa haberdardır.
Sonra İran'a dönüyor uçak. İranlı bakıyor şöyle bi göz süzerek:
- Abiler burası da İran bizim de halımız meşhurdur, yumuşacıktır..
Geldik Türkiye'ye... Türk sinirli muhabbetten....mına koyim bakıyor
aşağıya, düşün düşün nerden başlasam ki (o kadar çok meşhur şeyimiz
var ki en orijinalini söylemeliyim diye) Sonra başlıyor anlatmaya...
- Arkadaşlar burası Türkiye. Bizim delikanlımız çok meşhurdur...Öyle
ki; alır Fransız'ın kızını, içer İngiliz'in birasını, atar Almanın
arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İranlının halısında
çatır çatır s.ker. KGB nin de bi s.kimden haberi olmaz. |